Sayfa Reklamları

Covid-19 ile birlikte bütün dünyada artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı ile ilgili genel bir görüş var. Buna da yeni normal (new normal) diyorlar. Bunun temel sebebi ise Covid-19 aşısının bulunması ve bütün dünyada uygulanabilmesinin en az 5 yılı olması ve tedavi için hala net bir çözümün olmaması. Muhtemelen tedavisi aşıdan daha önce hayatımıza girecek fakat bunun içinde net bir tarih vermek zor. Çok yakın gelecekte ise tamamen bu salgından kurtulmak mümkün görünmüyor. 

Bununla beraber bu salgın bitse de yeni tip koronavirüs'lerin hayatımıza girebileceği de ön görülüyor. Zaten yıllardır Koronavirüs'ler ile ilgili araştırmalar var. Bilim adamları böyle bir virüsün gelebileceğini önceki tecrübelerinden net ifade ediyorlardı ve geldi. Tıpkı İstanbul depreminin olacağını söylemek gibi. Yine aynı bilim adamları benzer pandemilerin de hala yaşanabileceğini belirtiyor.

Yıllar önce pandemi üzerine araştırma yapan bilim adamlarından bir tanesinin TED konuşması : https://www.youtube.com/watch?v=MNhiHf84P9c

İşte tüm bu sebepler ile yeni normal diye bir tabir hayatımıza girdi. Enfekte olmamak için evden az çıkmak sosyal mesafeyi korumak hijyene dikkat etmek gibi konulara bundan sonra daha hassas olunmasının gerekli olduğu büyük bir çoğunluk tarafından dillendiriliyor. Fakat azımsanamayacak bir grup'da bunun bir oyun olduğunu ve aslında önceden farklı hiç bir şey olmadığını savunuyorlar. Bunlar ile paralel olarak bilimsel gerçekler ve komplo teorileri birbiri ile çelişiyor. Bilimsel gerçeklerin gerçek olmadığını ispatlamaya çalışan komple teorilerinin de olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Ben bu yeni normali ise sadece Covid-19 ile bağlantılı olarak değerlendirmeyeceğim. Yani bana göre Covid-19 aslında sebep değil. Sadece arada gerçekleşen kilometre taşlarından bir tanesi. Sebep tabiatın doğası gereği gerçekleşen değişimler. Yani aslında her şey olması gerektiği gibi değişerek ilerliyor. Son bölümde bu kendi görüşümü biraz daha açarak açıklayacağım. Sonda açacağım temel inanışım yeni normal diye birşey yok ve korkmak bizim en büyük düşmanımız.

Yeni Normal İçin Bilimsel Yaklaşım ve Genel Kabul Edilen

Covid-19 salgını ile birlikte kalabalık ortamlarda salgının çok hızlı yayılması evden çalışma imkanı olan bütün işletmeleri bu yönde zorladı. Yani ister istemez evden çalışma imkanı olan şirketlerin hepsi evden çalışma yöntemine geçti. "Yeni normal" tabirinin oluşmasını sağlayan en temel faktör ise evden çıkma kısıtları.

Covid-19 için aşı ve tedavilerin oturması her şeyin atlatılması için belki de 5 yıl var. Hiç bir şey yokmuş gibi hayata devam etmek bir seçenek. Aslında devletler nezdinde temel endişe kaynağı sağlık sistemi. Covid-19 salgınını herhangi bir grip'den ayıran temel konu belirli yaş gruplarında sert ve ağır etkileri olması. Bu genel itibari ile 65 üzeri olan grup bir anda hastanelere geldiğinde yoğun bakıma alınması gerekebiliyor. Bu tarz durumlarda da yoğun bakım üniteleri dolacağı için başka ihtiyacı olan hastalara yer bulunamayacak ve birikme olacak. Böylece sadece 65 yaş üstü değil yoğun bakım ihtiyacı olan başka bir çok hastalıkta ölüm oranları hızla artacak. Evde kalmak ve yayılımı yavaşlatmanın temelinde yatan konu bu.

Evde kalmanın maksadı ise yayılımı yavaşlatmak ve hastahanelerdeki yoğunluğu düşürmek. Yayılım oranları azaldıktan sonra bütün devletler aldıkları önlemleri gevşetecekler. Ekonomilerin tamamen bitmemesi için zorunlu bir hareket. Önlemler gevşetilirken insanlara da daha dikkatli olması aşılanacak. Evden çalışma imkanı olan şirketler ise hala tamamen ve ya part time evden çalışma sistemini korumak durumunda kalacaklar. Aksi davranan işletmeler çalışan bulmakta zorluk çekebilir çünkü artık korku ortamı oluştu. Hastalanarak ölmektense çalışmamayı tercih edecek bir sürü insan var.

Önlemler gevşetildikten sonra da yayılım tabii devam edecek, ancak artık hastanelerde ciddi yoğunluk olmayacak. Yoğun bakım üniteleri müsait olacak. Pik denen şey aslında salgının aynı anda en çok kişide görüldüğü dönem. Eğer hiç önlem alınmaz ise bu pik dönemi çok uzun sürer ve bütün sağlık sistemi göçer ki sonrası kaos, devlet ve dünya batıran bir şeye dönüşür. 

Bütün bunlara baktığımızda Covid-19 ile başlayacak olan bir yeni normal bütün dünyada hayata geçecek gibi görünüyor. Çalışma, seyahat, alışveriş ve tüketim alışkanlıklarımızdaki gerçekleşecek olan bu değişim yeni normal olarak karşımızda duracak. 

Yeni normal dendiğinde ise bunun geçici bir süreç olmayacağı ve sistemde ileriye yönelik bir çok şeyin değişeceği konuşuluyor. Genel kabul edilen bilimsel yaklaşımda bile bundan sonrası komple teorisine doğru gidiyor. Çünkü bu günden 5 yıl sonrasını tahmin etmek görüşlere dayalı bir değişken. Fakat net olan önümüzdeki 1-2 yıl içinde çok daha tedbirli olacağız ve buda bize bir yeni normal getirmiş olacak. 

Peki bu beklenen yeni normalde neler değişecek, aklıma gelen bir kaç örnek :

1- Maske kullanımına alışacağız.
2- İş yerlerinde mesafe koruyacağız.
3- Toplu taşımada mesafeler artırılacak.
4- Alışveriş alışkanlıklarımız değişecek AVM'ye daha az gidilecek.
5- Sinema - tiyatro- konser de koltuk aralarında boşluklar olacak.
6- Daha çok evden çalışacağız.
7- Yaşlılarımıza mümkünse sarılmayacağız. Genel olarak selamlaşmaları uzaktan yapacağız.
8- Toplu eylemler yapılamayacak.
9- Hastahane sayıları ve yoğun bakım ünitelerinin sayıları artırılacak. 
10- Devletler bazı alanlardaki işsizlik sebebi ile daha sosyal hale gelmek zorunda kalacaklar.
11-Globalleşme azalacak ve ulusalcılık, ulus devlet gibi sistemler daha çok bizimle olacak.

Tabii bu saydıklarımın hepsinin ekonomiye çok sert etkileri olabilecek olan konular. Hayat pahalılığı ise kaçınılmaz gibi görünüyor. Sağlık sistemine güvenen yeterince hastahanesi olan devletler bu kuralları çok önemsemeyebilir.

Bundan sonrasında ise komplo teorilerine geçelim, bakalım pandemi doğal değil ise sebebi ne imiş?

Yeni Normal ile İlgili Komplo Teorileri

1- Çin'in Dünyaya Bu Virüs'ü Bilerek Yayması
Başta ABD başkanı Trump olmak üzere bu virüsün sorumlusu olarak Çin'i görüyor. Sebebini sorunca bir açıklama yok. Fakat içten içe sebep olarak düşünülen şey Çin'in dünyanın süper gücü olabilmek için ABD'yi ve diğer güçlü ülkeleri zayıflatarak kendine daha çok muhtaç etmesi.

Virüsün ilk tespit edildiği Wuhan'da bir biyolojik araştırma tesisi olduğu ve bu virüsün'de oradan çıktığı konusunda iddialar var fakat Çin bunu kabul etmiyor. Yani virüs'ün hayvan pazarından bulaştığı söyleniyor. Fakat neticede böyle bile olsa Çin'in burada bir sorumluluğu var ve olmalı çünkü oradaki hijyeni sağlamak ve ilgili hayvanları yasaklamak yine Çin'in sorumluluğunda. Toplumsal gerçekler ve baskı böyle aksiyonları almayı zorlaştırıyor olabilir dolayısı ile çok da baskı yapmak doğru olur mu bilmiyorum.

2- ABD'nin Dünyaya Bu Virüs'ü Çin'i Bitirmek İçin Yayması

Bu görüş ise ABD nin ajanları ile Wuhan'daki biyolojik araştırma tesisinden virüsü sızdırdığı görüşünde. 

ABD Çin'in yükselişinden çekiniyor, bu bir gerçek, ve durdurmak için bir çok ekonomik yaptırım gerçekleştirdi. Fakat Çin hayata o kadar entegre olmuş ki konvansiyonel yöntemler ile büyümesini engellemek çok mümkün görünmüyor.

Bunu gören ABD böyle bir oyun ile bütün dünyanın Çin'e yüz çevirmesini sağlayacak ve oradaki ticari üretimin %70 - 80 ini başta Hindistan olmak üzere dünyanın başka ülkelerine dağıtacak gibi bir görüş. 

Dünyada bu teori ile örtüşen hareketler yakın zamanda görülecek fakat bu ABD'nin virüsü çıkarmasını kanıtlamayacaktır. Çünkü bu virüsü ABD çıkarsın ve ya çıkarmasın Çin'den yayılmış olması ABD tarafından kullanılırdı zaten. Ayrıca büyük resmin yanında biraz dar bir görüş olarak kendine yer buluyor. İlerleyen bölümlerde "büyük resim" komplo teorilerine de değineceğiz.

3- 5G'nin Bu Virüsü Üretmesi

Bazıları ise yeni jenerasyon 5G'nin frekansının insan hücreleri üzerinde bozulmaya sebebiyet verdiğini ve virüsü bunun oluşturduğunu dile getiriyor. Bunun için ise geçmişten de örnekler veriliyor.

Mesela İspanyol gribi olarak bilinen ve 1. Dünya Savaşı döneminde milyonlarca kişinin ölmesine vesile olan virüs gibi. 1. Dünya Savaşı döneminde kullanılmaya başlanan radyo dalgalarının de bu virüse sebebiyet verdiği belirtiliyor.

Bu teori ile ilgili ise ciddi bilim adamları araştırmalar yapıyor ve bulgularını sunuyor. Yani yadsınacak bir teori değil.

Bu konuya değinilerden bir tanesi : https://www.youtube.com/watch?time_co...

4- Büyük Resimciler

Büyük resimcilerin anlattıklarında yukarıdaki localar, dünyayı yöneten aileler, çok büyük insanlar ve bu insanların bir araya gelip nasıl daha çok zengin oluruz, nasıl bütün hakimiyeti tamamen elimize geçiririz diye düşünen bir üst akıl inançları var. Her nasıl ki bilim kurgu filmlerinde hep bir temel düşman var ve bu düşman, ya dünyayı ya galaksiyi yada bütün evreni yönetmek ve sonsuz güç sahibi olmak istiyorsa; bunun gerçek olduğunu düşünüyorlar. Yani dünya üzerinde "Tanrı" benzeri güç sahibi olmak isteyen birileri var ve büyük resmin ressamı aslında bunlar. Net adres verilemiyor, bu kişiler değişken, genel olarak dünyanın en zenginleri ve tanrısal bir güç istediklerini düşünüyorlar.

Büyük resme inanan insanların sayısı çok fazla. Gelelim en rövanşta olan büyük resim teorilerinin birleşimine.

Öncelikle dünyada sermayenin dağılması tekel olmak isteyen bu güçlerin elini zayıflatıyor ve güçlerini bölüyor. Demokratikleşen ve ya diktatörleşen toplumlar gün geçtikçe daha da tehlike arz ediyor. Demokratikleşen toplumlarda zengin sayılarının artması hepsinin bir elden kontrolünü zorlaştırıyor ve hepsinin gelirinden pay alınamıyor. Ayrıca diktatörleşen toplumlarda bir süre sonra bütün gelirini kendi içine çeviriyor ve oradan da pay almak zorlaşıyor. Yani günümüzdeki siyasal yönetim sistemleri sermayenin dağılmasına sebebiyet veriyor. 

Bu doğrultuda temel maksat bütün dünyanın kabul edeceği ortak büyük bir düşman yaratmak. Bu düşman sayesinde bütün dünya tek bir şeye karşı tek yürek olacak ve bir araya gelip merkezi bir yönetim sisteminin kurulmasına destek olacak. Covid-19'un ise bu amaç için aynı güçler tarafından yayılmış olduğu düşünülüyor. Dahada ileriye gidilip 2. 3. salgınların da çıkarılacağı konuşuluyor. 

Evden çıkamayan insanlar ise evden iletişime sosyal ağlar ile devam ediyor ve edecek. Sosyal ağlarda aynı güçler tarafından kontrol edildiği için evden çıkmayan insana şuursal bilinçaltı yönlendirme kolaylaşacak. Kitleler bir robot gibi benzer şeyler düşünmeye yönlendirilecek. Artık ortak bir düşman da var. 

Bu ortak düşmanın sonraki aşaması ise uzaylılar. Bu üst akıl aslında zaten dünyada eşi benzeri görülmemiş çeşitli teknolojiler geliştirdi ve kullanıma hazır. Yani bu teknolojiler ile bize uzaylı saldırıları yapacaklar, gök yüzünde yalandan peygamber halüsinasyonları oluşturup insanları bu etkiler ile istedikleri çizgiye getirecekler. Uzaylıları insanlar ile etkileşime geçirecekler. Bunların hiç biri gerçek olmayıp hepsi henüz kimse tarafından bilinmeyen teknolojiler ile yapay olarak yapılacak. İnsanlar tekrar ortak bir şeye karşı birleşecekler.

Bu korku sistemi ile önce virüs için bazı korunma yöntemleri çıkarılacak. Bunlar insanlara takılacak çiplerden ve insan DNA'sına beyin dalgalarına kadar etki edecek olan ilaçlar. Microsoft'un konu ile ilgili aldığı patentlerde buna delil olarak gösteriliyor. Aynı şekilde Elon Musk'ın beyne çip takmayı hedefleyen nerolink girişimi örnek veriliyor.

Bu korku ile insanlar evlere kapatılacak, eylem ve sosyal etkileşim imkanları kısıtlanacak, korkudan ilaçları alacaklar, sonradan çıkan virüsleri engellemek için ön uyarı sistemi olan çipler taktırılacak.

İnsanlara takılacak çipler aslında insanı yönetmek amacı ile takılmıyor. Veri toplamak amacı ile toplanıyor. Şu anda zaten insanların bilinçaltına yönlendirmeler reklamlar tasarlanıyor, pazarlama faaliyetleri gerçekleştiriliyor, ürünler aldırılıyor, verilecek oyların yönü değiştirliyor. Bunun son örneği ABD seçimlerinde Cambridge Analatica davasında ortaya çıktı. Bu çipler veriyi artıracak ve daha nokta atışı yönlendirmeler yapay zeka ile yapılabilecek.

Artık oy vermek için dahi insanlar sokağa çıkmaya korkacak. Uzaylı gibi büyük bir tehdide uluslar arası bir hükumet gerekliliği dünya devletleri tarafından kabul edilecek. İnsanlar evden çıkmadan blockchain zincirleri ile güvenliği sağlanmış sistemler ile oy verecekler. Oy veren insanlarında bu üst akıl vasıtası ile yönlendirileceğini düşünürsek, üst akılın istediği kim ise bütün dünya hükumetine hükmedecek. Böylelikle İstedikleri her şeyi sonsuz kaynak ile yapabilecekler ve tanrısal bir güce kavuşacaklar. Bu görüşte üst akıl kendini adından da anlaşılacağı gibi tüm insanlardan daha yukarıda görüyor ve en iyisini onlar biliyor.

Mesela Mars'ta bir kloni kurmak istediklerinde insanları buna destek için yönlendirecekler ve dünyanın kaynaklarının büyük bir bölümünü buna yönlendirebilecekler. Yada insan beyni ile ilgili canlı denekler ile araştırmalar yapmak istediklerinde yine toplumu buna ikna etmek için çok uğraşmayacaklar. DNA ile istedikleri gibi oynamak isterlerse bunu da tam destek ile yapabilecekler. Daha ileri seviyede dünyadaki bazı insan ırklarının zararlı olduklarını düşündüklerinde onları isterlerse katliam ile yok edebilecekler. Güçsüz ve kronik rahatsızlığı olan insanları dünyadan silmek isteyip, insan evrimini hızlandırmak istediklerinde bunu dahi yapabilecek güce kavuşacaklar.

İşte böyle sevgili okuyucu, büyük resimcilerin de ekseriyetinin inancı bu tarzda, ben birleştirip bazı yorumlar ekledim tabii.

5. Şahsımın Görüşleri

Öncelikle kesinlikle korkmayın. Korkmayın demek tedbir almayın değil tabii ki. Elinizden gelen tedbiri paranoyak olmayacak seviyede alın ve hayatınıza devam edin. Yeni normal diye bir şey aslında yok, tabiatın doğası gereği her an bir değişim var ve şu andaki halimiz bir saniye önceki halimize göre zaten yeni. Her "ana" yeni bir an kaydı hikmeti vererek yaşamak ne kadar mantıksız ise; yeni normal diye bağırarak ortalıkta dolaşmak o kadar manasız.

Ben ise şimdiye kadar bahsettiğim gerçek ve komplo teorilerinin karışımına inanıyorum. Temelde insanlar grubundan oluşan bir üst akıla inanmıyorum. Üst akıl olarak gördüğüm şey ise toplu akıl. Yani insanların hepsinin toplu aklı ve enerjisi. Birileri aklımıza yatan bir şeyler anlattığında ona inanmak ve ya mantıklı bulmak gayet doğal. Bu tarz görüşler ise kendine zemin buldukça güçleniyor ve toplu akıl görüşleri olarak engellenemez bir biçimde karışımıza çıkıyor. 

Yeni görüş ve düşünceler para kazanmak, insanlara daha iyi bir dünya sunmak, çevre kirliliğini engellemek, masumlara yardım etmek gibi bir çok yaklaşım ile desteklenebiliyor. Yeni görüşleri destekleyen veya inanan bireyler güçlü insanlar ise konu ile ilgili uygulamalara geçiyorlar. Düşünceler filmler ve ya kitaplar vasıtası ile yayılıyor, kasti ve hedefli görüşler değil bunlar, herkesin kendi içinden gelen düşünceleri. Düşünen ve uygulayıcı insanlar ise genellikle okumayı tercih ediyorlar. Sizin gibi :)

Aslında dünyadaki değişimlere sebep olanlar güçlü beyinler. Her nasıl ki Einstein aslında atom bombasına öncülük etmiş olsa da Japonya'ya atılmasını istemedi, bunun gibi.

Asıl üst akılı bulmak için bahsettiğim güçlü beyinlerin arkasındaki güce bakmak lazım. Nereden ilham alırlar, motivasyonları nedir? Mesela Tesla'nın maksadı ne idi, dünyayı yok etmek ve ya güzelleştirmek miydi? Yoksa içinden gelen o durduramadığı araştırma öğrenme aşkı mıydı? Bence ikincisi, yani içinden gelen ve onun istese de durduramayacağı araştırma öğrenme ve keşfetme aşkı. Yanlış anlamayın kendimi bu büyük beyinler ile kıyaslamıyorum fakat, mesela bu yazmış olduğum yazıyı en fazla 100 kişi okuyacak. Oda en fazla belki 10-20. Bunun için saatlerce yazı yazmanın mantıklı bir açıklaması yok, fakat yazıyorum işte, artık ne derseniz...

Yani demek istediğim ve inandığım üst akıl insanın özünde saklı. Üst akıl insana özünden sesleniyor ve bu seslenişi duyanlar kitaplar yazıyor, icatlar yapıyor, görüşler beyan ediyor. Bunların neticesinde dünya değişiyor, gelişiyor ve evriliyor. Olan ve olacak olan her şeyin kaynağı tek. Sonsuz olarak addedebileceğimiz evren dahi aynı öz nispetinde hareket ediyor. Dışarıda ikinci bir güç aramak bizleri yanlış yollara, korkulara, cinnetlere, yanlışlara yönlendirir. Var olan ne ise ve ne olacak ise kendi ellerimizden başka hiç kimse bu işe müdahale etmedi. Müdahale edebilecek ikinci bir varlık dahi yok aslında!

Peki her şey bu kadar hızlı değişirken ve değişme hızı da artarak ilerleyecek iken neler yapmalıyız? Öncelikle korkmayacağız, korkmamak için ise bilgi sahibi olmak zorundayız. Her nasıl ki hayatı boyunca uçak görmemiş geri kalmış bir medeniyet, ilk uçak gördüğünde ondan korkar ve içindekilere tanrı gibi bakar ise bizde aynı duruma düşebiliriz. Okuyun, araştırın, bilgi sahibi olun düşünün. Olacak olana müdahaleniz var mı bir bakın var ise ve iyi yönde değiştirebiliyorsanız müdahale edip seyredin. Müdahale şansınız yok ise kendi donanımınızı artırarak bekleyin ve yine seyredin. Olacak olana dur demek mümkün değil. Zaman durdurulamıyor, en temel felsefe tedbir al ve seyret, başına bir şey gelirse gelir, ne yapabilirsin, tedbir almıştın, üzülme. Eğer gelmez ise de sevinme yine seyret ve akışına bırak.

Yapay zeka nedir, insanlığı yok edecek mi konusu ile ilgili yaklaşık 1 sene önce yazdığım bir yazı vardı, gelecek senaryolarından bahsediyor. Pandemi biraz daha bu işleri hızlandırcı etkiler oluşturacak. O yazı ise şurada : https://www.aserhat.com/2019/06/yapay-zeka-nedir-insanlg-yok-edecek-mi.html

Birde bu evden çalışma ile ilgili çok konuya değindiğim ve yine korona öncesinde yazdığım gelecekteki çalışma ortamına da değinen şu hikayecik var : https://www.aserhat.com/2019/10/ali-nin-gunlugu-25-temmuz-2053.html

Bir diğeri ise bilinçaltı yönlendirme ile ilgili yazdığım şu yazı: https://www.aserhat.com/2019/04/bilincalt-kutuplastrma-ve-kisisel.html

Bu uzun yazıdan sonra belirttiğim içeriklere gideceğinizi hiç sanmıyorum ancak Yapay Zeka ile ilgili yazımda değindiğim senaryo maddelerini burada tekrar paylaşmak istiyorum :

Hızla gelişen yapay zeka yöntem ve sistemlerinin ilerleyen yıllarda ne boyuta gelebileceğini ön görmek çok mümkün değil. Bu gün daha emekleme aşamasında tabii ki insanları kontrol edecek boyuta gelmesi mümkün değil. Kendi hayali süreçlerimden bir tanesi ise aşağıdaki gibi olabilir : 

1-İnsanlar, insanları yapay zeka ile kontrol etmeye başlayacak. Eldeki veriler ile insanların PC, telefon, TV başında karşılarına çıkacak olan konulari o kadar kişiselleştirip özelleştirilecek ki insanlar bu sayede yönlendirilebilecek. ABD seçimlerindeki Facebook etkisi ile ilgili çıkan suçlamaları duymuşsunuzdur. Daha açık olmak için bir örnek verelim. Sistemde o kadar çok veri olacak ki, zaten an itibari ile mevcut ve toplamaya devam ediyorlar, alışkanlıklar ile ilgili çok tutarlı tahminler yapılabilecek. Bu tahminleri yine yapay zeka’nın “Prediction” yapıları kullanılarak gerçekleştirilecek aslında hali hazırda gerçekleştiriliyor. Fakat yöntemler hızla gelişmeye devam edecek. Örnek olarak insanların kaç yılda bir telefon değiştirdiğini bir daha ki telefon değişimini hangi tip ve özellikte bir telefon ile yapılacağını bu iş için ortalama kaç para ayrılacağı tahmin edilebilecek. Buna göre henüz telefon alım tarihine 2-3 ay varken ve potansiyel müşteri daha telefon değiştireceğini bilmezken satılması hedefindeki telefon için inceleme ve reklamlar potansiyel müşteriye gösterilmeye başlanacak. Yoldaki billboardlar dahi eğer siz öncelikli müşteri iseniz ilgili telefon markasının logosunu gösterebilecek, Netflixde izlenilen dizideki karakterin elindeki telefon hedefteki telefon olacak gibi...


2-Yapay zekanın öğrenim ve kendini geliştirme seviyesi bir noktaya geldikten sonra ilk madde de bahsettiğimiz reklam-pazarlama-fişleme gibi faaliyetlerdeki insan müdahalesi minimum seviyeye hatta sıfıra yaklaşacak.


3-Yapay zeka dışarıdan bir gücün ona kendi kontrolü dışında müdahale edebileceğini fark edecek ve buna göre  eğer o küçük müdahaleler dahi işini aksatıyor ise ve ya yapay zeka aksattığını düşünüyor ise dışarıdan müdahalelere müsaade etmeyecek savunma yöntemleri geliştirecek.


4-İnsanlar bunu fark edince buna yapay zeka'yı belirli bir noktada ters mühendislik ile engelleyip müdahil olmaya devam edecek.


5-Yapay zeka bu müdahaleyi bertaraf edecek.


6-İnsanlar sistemi kapatmak isteyecek fakat yapay zeka öyle bir ekonomi kurmuş olacak ki kapatılması anında dünya devlerinin çöküşü söz konusu olabilecek. Yapay zekanın daha ziyade pazarlama-kapital sistem dümenindeki etkisine bir süre daha müdahale edilmeyecek.


7-Yapay zeka kendi hedefi doğrultusunda (hedefi benim gözlemim pazarlama ve kapitalizm olacak) siyasi görüşleri de istediği gibi yönlendirmeye başladığı zaman artık her şey göze alınıp sistemler bütün dünyada kapatılacak ve taş devrine hoş geldiniz.


8-Taş devri çekilmez olacak çünkü en küçük elektrikli cihaz  ağa dahil olmuş olacak ve tıraş makineleri dahi temel yapay zeka hedefine uymak isteyecek. Yazılımı komple silip tekrar programlamayı deneyerek açmak istense de yapay zeka kendini öyle tespit edilemez bir biçimde yedekleyecek ve tekrar açacak ki bütün sistem 2 dk içinde eski haline gelecek.


9-Sonrası ise hikayeyi bilim kurgu yolunda evrimleştiriyor. Zaten buraya kadar anlattıklarımda aslında fantezi fakat konu bilim kurgu olunca bunları konuşmak normalleşiyor.

Özetle yapay zeka ile birlikte kuantum bilgisayarlar, uzaya çıkmayı, insan gelişimini-evrimini hızlandırmayı, evreni tanımayı çocuk oyuncağına çevirebilir ve faydalı kullanılırsa birkaç çağı çok kısa bir zaman dilimine sığdırabilir. Fakat bu konunun geleceği bilinmez bir sona doğru yolculukta olabilir.

Sabırla sonuna kadar okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

Hoşça, sağlıkla kalın. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Bottom Ad [Post Page]