Sayfa Reklamları

Dijital dönüşümden konuşmadan önce, dijital dediğimiz kelime ne ifade ediyor bunu anlamak lazım. Dile pelesenk olmuş moda tabirlerin içeriğinden habersiz olmak; işin felsefesinden uzaklaşmamıza sebebiyet verebilir.


Dijital Nedir?


Dijital, analog ile anlam kazanıyor. Analog dediğimiz hayatın ta kendisi ve sıklığı sıfır'a yaklaşan titreşimler bütünü. Aslında bir frekans dalgası. Sıfır'a yaklaşandan kasıt ise o kadar sık kı neredeyse aradan su sızmaz. Yani iki frekansın arasındaki boşluk neredeyse sıfır demek.


Olabildiğince basite indirgeyerek hemen herkesin hayatında olan müzik üzerinden dijital ve analog mantığını kısaca anlatmaya çalışacağım. Sesler, belirli titreşimlerin art arda gelerek frekans oluşturulmasından ortaya çıkar ve bu kulağımızın içindeki sistemi mekanik olarak titreştirir. Böylece ses duyulabilir. Etrafımızda duyduğumuz doğal seslerin hepsi analogdur. Yani sıfıra yakınsanmış sıklıkta bir frekans bütünü. 


Bu sesleri kaydetmek ve sonra dinlemek için ise zamanla plak, teyp, CD, mp3 gibi formatlar ortaya çıktı. Mesela plak sert bir tabaka üzerine ses frekanslarının kazınması ile analog olarak kaydedilir. Yine sıfıra yakınsanmış olarak kalacağı için ses kalitesi diğer bütün formatlarda daha kalitelidir. 


Sonrasında analog'da olsa manyetizma sebebi ile kalitenin düştüğü fakat üretimin kolaylaştığı kasetler çıktı. Kasetler üzerinde bant uygun olursa; kasetler de manyatik yöntem ile dijital veri barındırabilir.


Sonrasında ise CD ile kasetten kaliteli, plaktan daha kalitesiz bir ara formata geçildi. Bu format tamamen dijital oldu. 


Şimdi gelelim dijital veri nasıl elde ediliyor konusuna. Analog veri bire bir örnekleme ile aktarılmaya kalkılırsa eğer hafızada çok yer kaplar ve depoloma alanları değerli bir kalem. Mliyetlerin optimize edildiği bir süreçte, maliyetleri artıracak yan etmenler istenmez. Dijitalize edilirken ise bu frekans aralığı seyrekleştiriliyor ve örnekler alınıyor. Bu örneklemeler ile insan kulağının çok zor fark edeceği bazı gereksiz veriler aradan atılıyor. Bu örnekleme sıklığı ne kadar artırılırsa da ses kalitesi o kadar artıyor aslında. Meslea 64-128-256-320 gibi mp3 formatları duymuşsunuzdur. Verilen rakamlar aslında kbps'dır (kilobit per second) yani bir saniye içerisindeki örneklem adedi olarak değerlendirilebilir.

Burada dijital'in ne olduğu ile ilgili kısa açıklamama bir son veriyorum. Daha detaylı bilgi ihtiyacı oluştu ise Google bütün argümanları önünüze serecektir. Ancak buradan yazının ilerleyen bölümünde aklınızda kalmasını isteyeceğim bir konuya daha değinemem lazım. Müzik dünyasında analog'dan dijitale doğru giderken değişen maliyet dikkatinizi çekti mi? En analogdan en dijitale gider iken maliyet ciddi oranda düşüyor değil mi. Maliyet olarak düşünüldüğünde Plak>Kaset>CD>MP3. Ayrıca müşteriler için de ulaşım satınalma ve istediği müziğe istediği zaman erişebilmek gibi harika fonksiyonlar gelmiş oluyor.


Müzikte dijitalleşme ilerledikçe insanlar işin tekniğinden çok içeriğin kalitesine odaklanmaya başladı. Şimdilerde ise klipler bile Youtube'da bedava yayınlanarak milyonlara ulaşabiliyor.



Dijitalleşmenin Kökenleri


Dijital dönüşüm her yerde karışımıza çıkan çok moda bir tabir. Ancak aslında dijitalleşme tabirinin kökeni ta 1940'lı yıllara dayanıyor. Modern dijital iletişimin babası olarak addedilen Claude Shanon 1940 yılında "A Mathematical Theory of Communication" adlı makalesinde ilk kez "dijitalleşme" tabirine değiniyor. 


1950'lerde ise ilk mikroçip ve günümüzde hala yaygın kullanılan yarı iletkenler icat edildi. 1960'larda ise ARPANET üzerinden ilk mesaj gönderildi.


1970'lerde ev bilgisayarları oyun odaklı yaygınlaşmaya başladı.


1980'lerde ise WWW yani bildiğimiz inetrnet icat edildi, aynı dönemde iş gücü yönetiminde otomasyon da kullanılmaya başlandı. 


1990'larda ise internet genele yayıldı, dünya kupası ilk defa dijital HDTV yayınını gerçekleştirdi. Ayrıca ilk 2G GSM şebekesi ve dijital cep telefonları satılmaya başladı.


2000'li yıllarda dijital evrim dünyanın her yanına yayılarak dünyayı geliştirmeye başladı.


Dijital Dönüşüme Giriş


2010'lu yıllara gelindiğinde ise dijital evrim neredeyse tamamlanmıştı ve kullanılan neredeyse bütün teknolojik aletler dijitale dönmüştü. Dijitale dönüşen bu kadar teknolojik alet ise potansiyelinin çok altında değerlendirilir bir biçimde kullanılıyordu.


Tıpkı dijital nedir bölümünde müzik örneğinde anlattığım CD gibi. Dijitale dönüşmüştü ancak hala üretim maliyetleri, lojistik, dağıtım maliyetleri, fiziksel pazarlama gibi bir çok unsura ihtiyaç duyuyordu. Bu da hızı, maliyetleri ve yeniliklerin hızlı hayata geçirilmesinin önünde ciddi bir engel idi.


Dijital Dönüşüm Nedir?


Dijital dönüşüm (Digital transformation(DX)) ise iş dünyasında temelde; birden fazla iç içe iş yapan departmalnarın iş yapış biçimlerini gözden geçirip. Hatta tekrar baştan hayal edip, eldeki ya da yeni dijital teknolojiler ile değişen müşteri isteklerine nasıl daha çabuk adapte olunabilir, yeni iş geliştirilebilir ve maliyet düşürülebilir noktasında değerlendirilmesidir. Yukarıda verdiğim müzik dağıtımı ve dinleme ile ilgili örneğe bakarsanız tam da bu dijital dönüşüm yolculuğu ile eşleşiyor. Plak'dan Spotify'a.



Dijital Dönüşüm Tarihçe

2014 Yılında dijital dönüşüm projeleri tamamlanmaya ve faydası ölçülebilir seviyelere gelmeye başladı.

2015 de ise MIT ve Deloitte konu ile ilgili çarpıcı makaleler yayınlamaya başladı. Medya, telekom, finansal servisler çok yakından takip etmeye başladı.

2016 Yılında Forrester Digital Transformation DX (dijital dönüşüm)'in durmadan devam etmesi gereken ve hiç bitmeyen bir iyileştirme süreci olduğunu tanımladı. Ayrıca firmalar organizasyon yapılarını DX'e uyum sağlayabilecek çevik(Agile) organizasyon yapılarına geçmeye başladı.

2017 Dijital bütçeler arttırıldı ve yazılım projelerinde SOAR(Security Orchestration, Automation, and Response) önem kazandı. Dijitalleşme arttıkça müşteriye açık olan iletişim kanalları da artacağı için güvenliğin önemi yazılım projelerinde daha da arttı. 

2018'den şimdiye kadar ise DX iş stratejilerini domine etmeye devam ediyor. 

Dijital Dönüşüm Denildiğinde Akla Gelen Teknolojiler Nelerdir?

Aklıma gelen ve sürekli gündemde olan bazı teknolojileri sıralamam gerekirse; AI, botlar, cloud computing, big data, IoT, RPA... Tabii bunların her birisi kendi içerisinde derya deniz. 

Peki bu teknolojileri satın alıp belirli süreçlere entegre etmek dijital dönüşüm yapmış olmak mı oluyor? Dijital dönüşüm çağında bu teknolojiler çok duyuluyor, faydalı olduğu söyleniyor, haydi bizde yola çıkalım yeni teknolojileri bir şekilde hayata geçirelim mi, deniyor? Tabii ki böyle denmiyor! 

Dijital Dönüşüm Nasıl Yapılır?

DX'in gerekliliğinin su götürmez bir gerçek olduğu aşikar. Müşteri memnuniyeti + hız + kalite gibi temel unsurların iyileşeceği ve bunun ile birlikte maliyetlerin düşürülmesinden bahsediyoruz. Bu saydıklarıma gereksiz diyecek olan babayiğit arkadaşlarımı özelde bu konuyu tartışmak için düelloya davet ederim :)

Öncelikle dijital dönüşümde çeviklik en önemli unsurlardan. Bütün rakiplerin hızla dijital dönüşümünü tamamlamak ya da sürekli iyileştirmek için çalıştığı düşünülürse pazarda pay kaybetme riski eskisine göre çok daha hızlı artıyor demektir. Dolayısı ile öncelikle dijital dönüşümü hızlı ve çevik gerçekleştirmek önem arz ediyor. Çevik dendiğinde ise ingilizce karşılığı olan "Agile" sistemler karşımıza çıkacaktır. Herhangibir dijital dönüşüm projesinin çevik olmayan bir organizasyonda hayata geçirilmesi çok zahmetli hatta mümkün dahi olmayabilir. 

Bir çok fikrin havada uçuştuğu dijital dönüşüm projelerinde; bu fikirlerin en iyilerini tespit edip, önceliklendirip, pazarda pay kaybetmeden değer vaad eden özelliklerini önden piyasaya sürmek çok mantıklı olmaz mı? Aslında bu cümle bile "DX çevik bir proje yönetim metodolojisi ile yönetilmeli" diye feryat ediyor.

Çevik proje yönetimi konusunu sadece yazılım geliştirmek ya da ürün geliştirmek süreçlerinde değerlendirmek üzere düşünmeyin. Sistem ile ilgili yapılacak olan çalışmaların ve güvenlik standartlarının da en üst seviyede takip edilmesi gerekiyor. 

Müşteriler artık daha fazla dijital kanalları kullanacak. Birebir şube iletişimin getirdiği güvenli iletişimden yoksun kalınacak. Demem o ki; DevSecOps standartları da çevik yönetim ile birlikte IT operasyonunuzun ayrılmaz bir parçası olmak zorunda. Sürekli entegrasyon, versiyon yönetimi, güvenlik, hızlı devreye alım, hızlı test gibi konular DevSecOps standartları ile organizasyona hız ve kalite getirir.

Diğer önemli konu ise değer oluşturabilecek, operasyonu azaltıp maliyetleri düşürürken verimliliği artırılabilecek süreçleri belirlemek. 

Kurum içerisinde öncelik verilmesi gereken süreçler ise daha ziyade mevcutta karmaşık ve operasyonu bol olan, dijital dönüşüm ile çok hızlanacağı gözlemlenebilen noktalar olmalı. 

Üçüncü olarak ise belirlenen operasyon ya da süreçlerin başka hangi sistemlerle nasıl entegrasyonları var, kullanıcılar başka farklı hangi sistemlerden ne gibi veriler alıyorlar belirlenmesi gerekiyor.

Belirlemelerin ardından öncelikle manuel gerçekleştirilen ya da birden fazla sistemden çekilen verilerin tek bir sistem üzerinde, bir entegrasyon katmanında nasıl birleştirilebileceği tasarlanmalı ve kullanıcı deneyimi iyileştirilmeli. Tabii bu bahsettiğimiz örnekte arka ofis ile ilgili olası bir işe değinmiş oldum. Ancak arka ofis tarafındaki işler hızlandırılmadan sanal bot, IA gibi sistemler de işlerini doğru yapamayacaklardır. 



Bu işlemler eğer kendi yazılım ekipleriniz tarafından gerçekleştirilebiliyorsa bir ortak entegrasyon katmanı çok değerlidir. Eğer böyle bir kaynağınız yok ise RPA gibi süreçler ile ilerlemek mantıklı olabilir. Ancak ben RPA süreçlerinin entegrasyon noktası oluşturmaya göre daha verimsiz olduğunu düşünüyorum. RPA sistemleri nispeten düzenli yapılarda gerçekten verim artışına katkı sağlayacaklardır.

Aslında demek istediğim DX projelerine önce mutfakdan, arka ofisten, back end'den, framework'den başlanması gerekliliği. Temeli sağlam olmayan bir yapı, gökdelen olsa ne olur? 5 Şiddetinde bir deprem de yıkılması neleri götürür?

Dördüncü olarak ise; alt yapı'nın dijital dönüşüm ile iyileştirilip toparlanmasından sonra göz önünde bulundurulan yeni teknolojilerin hangisinin operasyonunuza daha uygun olduğunu tespit etmek. 

Örnek vermek gerekirse şubeleri azaltmak istiyoruz, şubelere gelen müşterilerimize de alternatif kanallara yönlendirmek, aynı hizmetleri sunmak istiyoruz, hemde daha kaliteli ve hızlı olarak. Bu durumda mobil uygulama, görüntülü görüşme, imaj-kimlik-müşteri doğrulama, chat bot, sesli bot, sosyal medya bot entegrasyonu, sosyal medya üzerinden self servis hizmet, kiosk, veri analizi, bulut sistemlerin kullanımı gibi bir çok teknoloji gerekli olabilir. 

Dolayısı ile uygun teknolojinin nasıl kullanılacağı ile ilgili konu, oluşturulacak olan değerin pahasını belirleyici önemli bir diğer unsur olacaktır. Bir kaç beyin fırtınası ile olası en doğru teknolojileri belirlemek iyi bir fikir olabilir.

Değineceğim beşinci konu ise bu tespit edilen teknolojiler firmanın kendi kaynakları ile mi geliştirilecek, bir startup mı desteklenecek, yoksa uluslar arası hazır bir ürün mü kullanılacak. Bu seçeneklerin hepsinin kendi içinde artı ve eksileri var tabii, doğru olanı bulmak için değerlendirmeler yapmak gerekecektir. 

Bunların hepsi tamam olduktan sonra tekrar başa dönüp çevik kısmına odaklanmak gerekecek. Organizasyonun çevik olması demek projenin de çevik olarak inşaa edilmesi gerekliliğinin ip ucu idi elbette. Scrum, XP, Kanban gibi(genellikle Scrum olur) uygun bir çevik yöntem benimsenerek proje gerçekleştirme süreci belirlenebilir.

Bu vesile ile DX projelerinizde başarılar dilerim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]